PRP mi, PRF mi? Farkları, Hangi Durumda Hangisi, Yüz ve Saçta Uygulama
Cuma Ekim 9, 2026
Günümüz medikal estetik ve saç sağlığı uygulamalarında, kişinin kendi kanından elde edilen doğal iyileştirme faktörleri en güvenli ve en etkili tedavilerin başında gelmektedir. Rejeneratif tıp (yenileyici tıp) başlığı altında toplanan bu yöntemler sayesinde dışarıdan herhangi bir sentetik kimyasal madde almadan, vücudun kendi onarım gücüyle cildi gençleştirmek, dokuları yapılandırmak ve saç foliküllerini canlandırmak mümkündür.
Yıllardır medikal estetik dünyasında sıklıkla tercih edilen PRP tedavisi uygulamalarının ardından, biyoteknolojik gelişmelerle birlikte platelet ve fibrin yapısını bir üst seviyeye taşıyan PRF (Platelet Rich Fibrin) teknolojisi de klinik pratiğe girmiştir. Peki, PRP nedir, PRF nedir, ikisi arasındaki temel farklar nelerdir, yüzde hangi sorunlarda kullanılır, kaç seans uygulanır, PRP PRF farkı nedir ve diğer kombine tedavilerle nasıl birleştirilir? İşte rejeneratif estetiğin merak edilen tüm detayları…
PRP Nedir, PRF Nedir?
Hem PRP hem de PRF, hastanın kendi venöz kanından özel yöntemlerle ayrıştırılarak elde edilen otolog (kişinin tamamen kendisine ait) biyolojik tedavi ürünleridir. Her iki yöntemde de temel felsefe; kanın içerisinde bulunan, büyüme faktörleri (Growth Factors) ve doku tamir molekülleri yönünden zengin trombosit (platelet) hücrelerini yoğunlaştırıp hedeflenen dokuya mikro enjeksiyonlarla aktarmaktır.
- PRP (Platelet-Rich Plasma / Trombositten Zengin Plazma): Hastadan alınan kanın antikoagülan (pıhtılaşma önleyici) madde içeren özel tüplere konularak yüksek devirde santrifüj edilmesiyle elde edilir. Yüksek santrifüj hızı sayesinde kanın kırmızı hücreleri (eritrositler) dibe çöker ve üstte kalan büyüme faktörleri bakımından zengin plazma sıvısı enjeksiyona hazır hale getirilir.
- PRF (Platelet-Rich Fibrin / Trombositten Zengin Fibrin): PRP teknolojisinin gelişmiş ikinci nesil biyolojik formudur. PRF uygulamasında kullanılan tüplerde hiçbir kimyasal pıhtılaşma önleyici (antikoagülan) madde bulunmaz. Kan, çok daha düşük santrifüj hızlarında döndürülür [1]. Bu sayede elde edilen yapı tamamen doğal, beyaz kan hücrelerini (lökositler) ve büyüme faktörlerini içine hapseden üç boyutlu sıvı bir fibrin ağıdır.
İkisi Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?
PRP ve PRF uygulamaları aynı temel biyolojik mantığa dayansalar da hücresel bileşenleri, dokuya etki mekanizmaları ve dokuda kalış süreleri açısından belirgin farklara sahiptir:
- Sentetik Katkı Maddesi Kullanımı: PRP tüplerinde kanın tüp içinde pıhtılaşmasını engellemek amacıyla sodyum sitrat gibi kimyasallar yer alırken; PRF tamamen %100 doğaldır, bünyesinde hiçbir katkı maddesi barındırmaz.
- Büyüme Faktörlerinin Salınım Hızı: PRP enjekte edildiğinde içerisindeki büyüme faktörlerini patlamalı bir şekilde hızla (ilk birkaç saat içinde) dokuya bırakır. PRF ise bünyesindeki 3 boyutlu fibrin matris ağı sayesinde büyüme faktörlerini laboratuvar çalışmalarında gösterildiği üzere yavaş yavaş, yaklaşık 10 ila 14 gün boyunca salgılamaya devam eder (kademeli salınım) [2].
- Hücresel Çeşitlilik ve Zenginlik: PRF, düşük devirli dönüş tekniği sayesinde lökositleri (akyuvarları) daha yüksek oranda içerir. Lökositlerin doku onarımına katkı sağladığı düşünülmektedir; ancak hem iltihabı artırıcı hem de düzenleyici etkileri olduğundan klinik önemleri araştırılmaya devam etmektedir. Periferik kandan hazırlanan PRP ve PRF, sanılanın aksine anlamlı miktarda kök hücre içermez.
- Kıvam ve Doku Entegrasyonu: PRP tam sıvı bir plazma formundayken, PRF hafif jelimsi ve matrisel bir yapıya sahiptir. Bu sayede PRF uygulandığı bölgede daha uzun süre sabit kalır ve hafif bir mikro hacim desteği de sunar.
Yüzde Hangi Sorunlarda Kullanılır?
Rejeneratif tıp bileşenleri yüz bölgesinde cildin biyolojik yaşını gençleştirmek, bariyerini güçlendirmek ve hasarlı dokuları onarmak amacıyla güvenle uygulanır:
- Göz Altı Morlukları, Koyu Halkalar ve İnce Çizgiler: PRF, dokuda yavaş ve sürekli salınım yapması ve yoğun yapısı sayesinde ince göz altı derisinde ve morluklarında PRP’ye kıyasla daha uzun süreli bir etki sağlayabileceği düşünülmektedir; ancak iki yöntemi doğrudan karşılaştıran çalışmalar sınırlıdır.
- Cilt Elastikiyeti Kaybı ve İnce Kırışıklıklar: Yüzün genelinde kolajen ve elastin sentezini uyararak cildin esnekliğini ve sıkılığını artırır.
- Akne Skarları (İzleri) ve Leke Tedavisi: Cilt dokusundaki akne izlerini, çukurlukları ve renk tonu eşitsizliklerini hücresel yenilenme mekanizmasıyla hafifletir.
- Mat, Nemsiz ve Cansız Cilt Görünümü: Cildin alt katmanlarındaki mikro dolaşımı düzenleyerek yüze doğal bir gençlik ışıltısı ve nem kazandırır.
Saçta Hangi Durumlarda Tercih Edilir?
Saç dökülmesi, saç incelmesi ve saç derisi problemleri yaşayan bireylerde kan bazlı bu doğal tedaviler folikülleri doğrudan destekler:
- Genetik Saç Dökülmesi (Androgenetik Alopesi): Zayıflamış ve incelmiş saç foliküllerini destekleyerek dökülmeyi yavaşlatmaya ve saç yoğunluğunu artırmaya yardımcı olabilir. PRP burada birincil tedavi değil, minoksidil ve finasterid gibi kanıtı güçlü tedavilere eklenen destekleyici bir seçenektir [3]; bu alandaki kanıt PRP için PRF’ye göre daha fazladır. Stres, hastalık veya doğum sonrası görülen dönemsel dökülmelerde (telogen effluvium) ise öncelik altta yatan nedenin bulunmasıdır.
- Zayıf ve İnce Saç Telleri: Saç diplerindeki kılcal damarlanmayı artırarak saç tellerinin daha kalın, hacimli, güçlü ve sağlıklı çıkmasını sağlar.
- Saç Ekimi Operasyonu Sonrası Destek: Saç ekimi sonrasında ekilen greftlerin dokuya çok daha hızlı tutunmasını, köklerin beslenmesini ve baş derisinin iyileşme sürecinin hızlanmasını sağlar.
Hangi Durumda Hangisi Tercih Edilmelidir?
Hangi uygulamanın seçileceği hastanın cildinin ihtiyacına, uygulama yapılacak anatomik bölgeye ve hedeflenen biyolojik etkiye göre hekim tarafından belirlenir:
- PRP Ne Zaman Tercih Edilmeli? Yüzün tamamına yaygın nem ve parlaklık kazandırmak, geniş yüzeyli leke bakımları yapmak, saçlı derinin genel alanını hızlıca beslemek veya dermapen/mikro iğneleme işlemleriyle kombine maske şeklinde kullanmak istendiğinde PRP son derece pratiktir.
- PRF Ne Zaman Tercih Edilmeli? Göz altı gibi hassas ve ince alanlardaki morluk ve çukurluklarda, nazolabial hat gibi lokal derin çizgilerde, doku onarımının uzun sürmesi gereken hasarlı alanlarda ve yoğun dökülme yaşanan odaklanmış saç bölgelerinde PRF üstün biyolojik yapısıyla bir adım öne çıkar.
Kaç Seans Yapılır, Ne Sıklıkla Tekrarlanır?
Kişinin yaşına, cildindeki hasar derecesine ve biyolojik yanıtına bağlı olarak tedavi protokolü değişkenlik gösterir:
- İdeal Seans Sayısı: Genellikle 3 ila 4 seanslık bir tedavi kürü planlanır.
- Seans Aralıkları: PRP uygulamaları 2-3 hafta arayla yapılırken; PRF’in dokudaki salınım süresi daha uzun olduğu için seanslar 3-4 hafta arayla gerçekleştirilir.
- Kalıcılık ve Bakım Seansları: Tedavi kürü tamamlandıktan sonra elde edilen hücresel canlılığı ve sıkılığı muhafaza etmek adına 6 ayda bir veya yılda 1 kez idame (hatırlatma) seansı yapılması önerilir.
Mezoterapi ve Somon DNA ile Birlikte Yapılır mı?
Evet, PRP ve PRF tedavileri diğer medikal estetik protokolleriyle mükemmel bir sinerji içinde kombine edilebilir.
Kendi kanınızdan elde edilen büyüme faktörleri hücresel düzeyde doku onarımını ve kolajen üretimini başlatırken; dışarıdan uygulanan özel mezoterapi tedavisi kokteylleri ve somon DNA, Rejuran ve nem aşıları cildin eksilen hyaluronik asit, amino asit, vitamin ve nem ihtiyacını anında karşılar. Bu kombine yaklaşımın tek başına yapılan uygulamalara kıyasla daha belirgin sonuç verebileceği düşünülmekle birlikte, bu konudaki karşılaştırmalı çalışmalar sınırlıdır.
Kimlere Uygulanmaz? (Tıbbi Kontrendikasyonlar)
Kişinin kendi kanı kullanıldığı için alerji riski çok düşük, güvenli yöntemler olsalar da bazı tıbbi durumlarda uygulanmaları sakıncalıdır:
- Aktif kanser öyküsü bulunan ve kemoterapi/radyoterapi süreci devam eden hastalar,
- Trombosit (platelet) sayısı ve fonksiyonları yetersiz olan veya kronik kan pıhtılaşma bozukluğu bulunan kişiler,
- Kan sulandırıcı ilaç kullananlar (ilaçlar reçete eden hekime danışılmadan kesilmemelidir),
- Enjeksiyon yapılacak bölgede aktif cilt enfeksiyonu, iltihaplı akne, egzama veya uçuk bulunanlar,
- Kontrol altında olmayan otoimmün (bağışıklık sistemi) hastalığı olan bireyler,
- Gebelik ve emzirme dönemindeki kadınlar.
Cildinizin ve saçınızın biyolojik ihtiyaçlarına en uygun hücresel tedaviyi belirlemek, PRP mi yoksa PRF mi yapılması gerektiğine karar vermek için uzman bir hekime danışarak kişiye özel değerlendirme yaptırmayı unutmayın.
Güzel ve mutlu kalın!
Kaynaklar
- Dohan DM, Choukroun J, Diss A, et al. Platelet-rich fibrin (PRF): a second-generation platelet concentrate. Part I: technological concepts and evolution. Oral Surg Oral Med Oral Pathol Oral Radiol Endod. 2006;101(3):e37-44. PMID: 16504849
- Kobayashi E, Flückiger L, Fujioka-Kobayashi M, et al. Comparative release of growth factors from PRP, PRF, and advanced-PRF. Clin Oral Investig. 2016;20(9). doi:10.1007/s00784-016-1719-1
- Kanti V, Messenger A, Dobos G, et al. Evidence-based (S3) guideline for the treatment of androgenetic alopecia in women and in men – short version. J Eur Acad Dermatol Venereol. 2018;32(1):11-22. PMID: 29178529
Dr. Zeynep Gökalp Kliniği'nin kurucusu. Medikal estetikte danışanların yalnızca dış görünüşüne değil, kendileriyle kurdukları sağlıklı bağa ve dengeye odaklanan bir yaklaşımla çalışıyor.
Yayın: 9 Ekim 2026 · Son güncelleme: 16 Ekim 2026
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; muayene, teşhis veya tedavinin yerine geçmez. Size uygun uygulama için hekiminize danışın.
Bu yazıyı yapay zekâ ile özetleyin: